10 Eylül 2011 Cumartesi

Sebep

Bu blogu yaklaşık 1.5 yıldır süren tiyatro açlığımı gidermek için sipariş ettiğim öğünün başlangıcı olarak kabul ediyorum.
Yaklaşık 8-9 yıldır tadına doyamadığım bir yemek benim için tiyatro. Sahneye çıkarak, başka bir hayatta başka bir insanın yaşamını anlamaya; anlayabildiklerimi anlatmaya çalışarak ve bütün bu sürecin sonunda arsızca alkış bekleyerek besleniyorum. Bütün bunları son derece melankolik cümlelerle anlattığımın farkındayım, ancak son 1.5 yılda gördüm ki, tiyatrodan uzak kaldığım zaman, kendime de çevreme de dünyayı dar ediyorum. Nasıl oldu da tiyatro benim için hobi olmaktan çıktı ve ihtiyaç haline dönüştü gerçekten anlayabilmiş değilim.
Ancak şunu söyleyebilirim ki tiyatro genlerimde var. Cumhuriyetin ilk yıllarında küçük kasabasına ilk tiyatroyu kurmuş bir dedenin torunu ve gençliğinde Anadolu turnelerine çıkmış, çok büyük ustalarla aynı sahneyi paylaşmış bir babanın kızıyım. İlk kez sahneye çıktığımda ilkokulda bile değildim ve bir okulun müsameresinde sahneye çıkan büyük çocukları kıskanıp sahneye fırladım yerdeki mikrofonu alıp şarkı söylemeye başladım. Beni hala heyecanlandıran bir anıdır =) İkinci kez sahneye çıktığımdaysa ilkokuldaydım ve herkesi hayrete düşüren uzunlukta bir monolog canlandırmıştım yıl sonu müsameresinde. Adı "Dil"di. Bir bulabilsem metni çok sevineceğim.
Bundan sonrası liseye kadar boş sayılabilir. Ama liseden sonra tiyatro her zaman hayatımda oldu. Ta ki 1.5 yıl öncesine kadar.
Biraz psikolojik, biraz ekonomik, biraz educatif sebeplerden dolayı bu kadar uzun bir süre tiyatrodan uzak kaldım. Şimdi atladığım o öğünlerin acısını çıkarma niyetindeyim. Burada anlatacaklarımın, hem damak zevkimi tatmin edeceğini hem de gıdasal ihtiyaçlarımı karşılayacağını umuyorum.
İzlediğim, oynadığım ve okuduğum oyunlar, ödüller, festivaller ve yarışmalardan bahsederek, başlangıç tabağımı afiyetle yeme niyetindeyim.
Bon appétit!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder